Troya Savaşı sona erdiğinde baba toprağına dönen, dünya edebiyatının en ünlü eve dönüş hikayesi olan, Odysseus’u böyle anlatmıştır Homeros. Geri dönülmek için çabalanan bir ev, zor…

Troya Savaşı sona erdiğinde baba toprağına dönen, dünya edebiyatının en ünlü eve dönüş hikayesi olan, Odysseus’u böyle anlatmıştır Homeros. Geri dönülmek için çabalanan bir ev, zorlu bir ayrılık süreci, ağır koşullar nihayetinde eve dönüş. Ve sorar Schütz: Bir insan uzun süre ayrı kaldığı evine geri döndüğünde, gerçekten geri dönebilir mi? Çünkü Odysseus’un eve döndüğünde ilk karşılaştığı şey tanınmak değil tanımamak olmuştur. Ne o evini olduğu gibi tanımıştır, ne de evdekiler onu olduğu haliyle hemen kabul etmiştir. Bu nedenle ev yalnızca bir mekân değildir; bir alışkanlıklar, kabuller, ortaklıklar alanıdır. Hikâyeye göre, Odysseus bu paylaşım alanından uzun süre ayrı kalmıştır. Bu yüzden eve geri geldiğinde fiziksel olarak içeride olsa da anlamsal olarak hala dışarıdadır. Bu yönüyle ev, Heidegger’in sözünü ettiği anlamda bir “yerleşme” alanı olmaktan çıkmakta ve insanın içinde rahatça durabildiği değil de kendini sorgulamak zorunda kaldığı bir mekâna dönüşmektedir. Heidegger için ise yerleşme, yalnızca bir yerde bulunma, bir alanı işgal etme değil; insanın dünyayla kurduğu anlamlı ve güvenli bir ilişkidir. Bu ilişki bozulduğu zaman, mekân barınma alanı olmaktan çıkıp, özneyi kendisiyle yüzleşmeye zorlayan bir açıklığa dönüşmektedir. Tıpkı Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğini yaptığı, 2018 çıkışlı Ahlat Ağacı filminin baş karakteri Sinan ve onun deneyimleri gibi. Üniversiteyi okuyup geri gelen evin oğlunu merkeze alan Ahlat Ağacı, baba-oğul, aile ve köklere dayalı ilişkileri irdelemekte, taşra ve toplum manzaralarını çözümleyici bir dille sunmakta ve bireyin varoluş çizgisini zaman, mekân ve aile kavramı üzerinden yeniden hikâyeleştirmektedir.
Çanakkale’de geçen film, üniversiteden yeni mezun Sinan karakterinin, memleketi Çan’a dönmesiyle başlar. Sinan okulunu bitirerek kasabasına geri gelmiştir. Basma hayalini kurduğu ve finansman arayışında olduğu bir de kitap yazmıştır. Elbette giden Sinan ile dönen Sinan aynı değildir. Dolayısıyla Sinan’ın evden ayrıldığında evde akan nehir, döndüğünde ne aynı yönü taşımakta ne de aynı yükleri sürüklemektedir. Schütz’ün “doğal tutum” olarak adlandırdığı bu gündelik dünya, evde kalanlar için kesintisiz ve tutarlı bir biçimde akmaya devam ederken; roller, ilişkiler ve yüklenen anlamlar büyük ölçüde yerli yerinde iken; eve dönen için bu durum farklılaşmaktadır.

İstikbal Köklerdedir
Osmanlı tarihinin en çok tartışılan kadın figürlerinden biri olan Hürrem Sultan, çoğu zaman popüler anlatıların etkisiyl…

Fonksiyonel Tıp
Latince Adı: Achillie millefolium L. Diğer Adları: Kandil çiçeği , Binbir yaprak otu, Barsam otu Civanperçemi, çağlar bo…