Osmanlı tarihinin en çok tartışılan kadın figürlerinden biri olan Hürrem Sultan, çoğu zaman popüler anlatıların etkisiyle entrika merkezli bir karaktere indirgenmiştir. Oysa Hürrem…

Osmanlı tarihinin en çok tartışılan kadın figürlerinden biri olan Hürrem Sultan, çoğu zaman popüler anlatıların etkisiyle entrika merkezli bir karaktere indirgenmiştir. Oysa Hürrem Sultan, yalnızca saray içi dengelerle değil; devlet yönetimine dolaylı etkileri ve kalıcı hayır eserleriyle de Osmanlı medeniyetine katkı sunmuş önemli bir şahsiyettir.
Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi olarak saraya giren Hürrem Sultan, klasik harem düzeninin dışına çıkarak nikâhlı eş statüsü kazanmıştır. Bu konum, ona yalnızca sembolik bir güç değil, aynı zamanda devlet meselelerinde etkili olabileceği bir alan da açmıştır. Saray içindeki dengeleri gözeten, diplomatik yazışmalarla dış politikaya dolaylı katkı sunan Hürrem Sultan, dönemin şartları içinde stratejik bir akıl olarak öne çıkar. Hürrem Sultan’ın Osmanlı’ya katkıları siyasetle sınırlı değildir. Onun asıl kalıcı etkisi, yaptırdığı hayır eserlerinde kendini gösterir. İstanbul’da inşa ettirdiği Haseki Külliyesi; cami, medrese, darüşşifa ve imaretiyle yalnızca bir yapı topluluğu değil, toplumsal ihtiyaçlara cevap veren bütüncül bir medeniyet anlayışının ürünüdür. Ayrıca Kudüs’te yaptırdığı imaret, yoksullara ve yolculara hizmet eden önemli bir hayır merkezi olmuştur.
Bu eserler, Hürrem Sultan’ın gücü kişisel iktidar alanı olarak değil, toplumsal fayda üretme vasıtası olarak gördüğünü göstermektedir.
Gün daha yeni doğarken Konya’nın taş döşenmiş sokakları sabahın sessizliğini misafir ediyor. Tarihi medreselerin gölgesi…