Doğu Türkistan, yalnızca haritalarda bir bölge adı değil; hafızası, kimliği ve inancıyla var olma mücadelesi veren kadim bir coğrafyadır. Yüzyıllardır farklı medeniyetlerin izlerin…
Doğu Türkistan, yalnızca haritalarda bir bölge adı değil; hafızası, kimliği ve inancıyla var olma mücadelesi veren kadim bir coğrafyadır. Yüzyıllardır farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bu topraklar, bugün direnişini silahlarla değil, kimliğini koruma iradesiyle sürdürmektedir. Doğu Türkistan’ın direnişi, görünür olmayan ama derin bir kararlılıkla devam eden bir varoluş mücadelesidir.
Bu coğrafyada direniş, gündelik hayatın en sade anlarında saklıdır. Ana dilini fısıldayarak yaşatmak, kültürel hafızayı nesilden nesile aktarmak, inancını kalpte muhafaza etmek… Tüm baskılara rağmen süren bu tutum, Doğu Türkistan’ı direnen bir coğrafya hâline getiren temel unsurdur. Çünkü direniş bazen yüksek sesle değil, vazgeçmemekle mümkündür.
Doğu Türkistan’ın yaşadığı süreç, yalnızca bir insan hakları meselesi değil; aynı zamanda bir hafıza ve adalet meselesidir. Kimliğin silinmeye çalışıldığı yerde, hatırlamak başlı başına bir eyleme dönüşür. Bu topraklarda direnmek, geçmişi inkâr etmeden geleceğe tutunma çabasıdır. Kültürün, inancın ve aidiyetin sistematik olarak baskı altına alındığı her ortamda, insanın insan kalma mücadelesi daha da anlam kazanır.