Fonksiyonel tıp, modern sağlık anlayışına yeni bir perspektif kazandırırken, odağına hastalığı değil insanı yerleştirir. Bu yaklaşımda görünen belirtiler, bastırılması gereken soru…

Fonksiyonel tıp, modern sağlık anlayışına yeni bir perspektif kazandırırken, odağına hastalığı değil insanı yerleştirir. Bu yaklaşımda görünen belirtiler, bastırılması gereken sorunlar değil; bedenin kendi diliyle verdiği mesajlar olarak okunur. Fonksiyonel tıbbın temel sorusu şudur: “Bu belirti neden ortaya çıktı?”
Kök neden yaklaşımı, bedeni birbiriyle sürekli etkileşim hâlindeki sistemler bütünü olarak ele alır. Sindirim sistemindeki bir dengesizlik bağışıklığı zayıflatabilir, uzun süreli stres hormonal düzeni bozabilir, beslenme alışkanlıkları ise hem zihinsel hem fiziksel sağlığı doğrudan etkileyebilir. Fonksiyonel tıp, bu görünmez bağlantıları anlamaya çalışarak tek bir şikâyetin arkasında yatan çok katmanlı nedenleri açığa çıkarır.
Bu anlayışta sağlık, yalnızca hastalık yokluğu değil; beden, zihin ve yaşam ritmi arasında kurulan dengedir. Bu nedenle fonksiyonel tıp uygulamalarında ayrıntılı yaşam öyküsü, laboratuvar verileri kadar değerlidir. Uyku düzeninden günlük beslenmeye, stresle baş etme biçimlerinden çevresel faktörlere kadar pek çok unsur değerlendirme sürecine dâhil edilir.