Bir anne olarak çocuğunuza sunduğunuz duygusal varlık, onun yaşam boyu taşıyacağı en değerli kaynaktır. Günlük hayatın koşturmacası içinde fark edilmeyen küçük anlar; bir bakış, bi…

Bir anne olarak çocuğunuza sunduğunuz duygusal varlık, onun yaşam boyu taşıyacağı en değerli kaynaktır. Günlük hayatın koşturmacası içinde fark edilmeyen küçük anlar; bir bakış, bir dokunuş, bir sakinleştirme çabası, çocuğun aidiyet duygusunu besler.
Bir bebeğin dünyaya gelişi, yalnızca biyolojik bir başlangıç değildir. Aynı zamanda çocuğun tüm yaşamını etkileyecek olan psikolojik, duygusal ve sosyal gelişim sürecinin ilk adımıdır. Gelişim psikolojisi ve bağlanma kuramı, bir çocuğun kimlik gelişiminin temelinin doğduğu aile ortamında atıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Çocuk, dünyayı ilk olarak ailesi aracılığıyla tanır; güveni, sevgiyi, sınırları ve ilişkileri bu ilk çevrede deneyimler.
Bir bebeğin doğduğu aile, onun kaderini belirleyen en önemli çevresel faktördür. Çünkü çocuk, henüz sözel ifade becerileri gelişmeden önce bile çevresindeki duygusal iklimi algılar. Ses tonları, yüz ifadeleri, dokunuşlar ve tekrarlayan etkileşimler; çocuğun sinir sistemi üzerinde doğrudan etki eder. Bu erken deneyimler, çocuğun dünyayı “güvenli” ya da “tehditkâr” olarak algılamasının temelini oluşturur.